Sosyal Medya Kullanımımız Hakkındaki En İyi Tespitler!

Sosyal medya da aktif olarak var olabilme, her defasında daha fazla beğenilme, takip etme, takip edilme, tbt günlerini kaçırmama, sosyal medya paylaşımları için bir kahvaltı masasında onlarca fotoğraf çekme….

Tüm bu kaygılar, teknolojinin hayatımıza girmesi ve adeta bizi kontrolü altına almasıyla başladı. Sosyal medya hesaplarımızdan önce lise arkadaşlarımızı bulduk daha sonra Facebook hesabı oluşturduk, ardından baktık daha trend bir uygulama çıkmış; herkes orada hesap açıyor. Haydi! Hep beraber oraya: Instagram. Sonrasında Twitter, Tiktok, derken arttı da arttı. Hepsinin şifresini birbirine karıştırır olduk. Trend değiştikçe biz değiştik. Alışkanlıklarımız ve önceliklerimiz değişti.

Sosyal medya hesaplarımız adeta; başkalarını cezbedecek onlara “bir dakika bende varım, bende mutluyum.” deme şeklimiz oldu.

1. Kahvaltıda bile şık olma kaygısı

Kahvaltıda şık olmak

Bir hafta sonu sabahı arkadaşlarla buluşup önce kahvaltı sonra kız kıza kaynatma ve birer de kahve… Aslında bakınca çok gündelik bir program ancak görünen yüzü bu tabi. Artık hiçbir şey gündelik değil. Sen paylaşmasan bile başkası paylaşacak o masayı, o anları. Gel de gündelik halinle çık bakalım dışarı şimdi. Nerdeee! Mümkün mü? Değil. O yüzden olması gerekenden daha erken kalkılacak ve o makyaj yapılıp saçlar şekillendirilecek çünkü buna mecbursun artık.

2. Yüz yüze konuşmak yerine mesaj gönderme çabası

Sosyal medya kullanımı

Aktif kullanıcılar için bir nevi günlük tutma şekli oldu aslında sosyal medya hesapları. Hani şu 90’lı yıllarda kilitli defterlere yazıp, anahtarını yastığımızın altına sakladığımız türden günlükler vardı ya işte onlar! Mutluluklarımız, öfkelerimiz, sevinçlerimiz… Her şeyi paylaşır olduk artık. Hal böyle olunca da birebir iletişim kurmak, yerini göndermelere bıraktı. En ufak bir kırgınlıkta bile geçer olduk hesabımızın başına ve başladık göndermeler yapmaya. Bir de anlaşılmayı bekler olduk çok netmişcesine… Anlaşılmadıkça da paylaşımlara devam edip, paylaşımlarımızın dozunu arttırmaya başladık.

3. “En mutlusu benim.” paylaşımları

Uyanıyoruz, daha yataktan kalkmadan Instagram hesabımıza giriyor ve “gece ben uyuduktan sonra neler olmuş ” deyip başlıyoruz kaydırmaya öyle değil mi?

Sosyal medya en mutlusu benim

Hele bir de o gece işten biraz mutsuz gelip biraz da keyifsiz uyuduysak vay halimize. “Aman aman neler olmuş dün gece…” Baktıkça zincirin daha da dışında hissediyoruz. Oysa nereden bilebiliriz ki “güzel bir akşam yemeği” etiketiyle paylaşılan bir fotoğrafının öncesini ve sonrasını. Biz, bize gösterilen anı görüyoruz aslında gerisini hayal dünyamız kurguluyor. Hep mutlu görünmenin hatta en mutlusu benim dedirtmenin peşindeyiz. Bizim de suçumuz yok hani çünkü sistem buna evrildi. Bizde içinde bulunduğumuz sisteme bir şekilde ayak uydurur hale geldik.

4. Kendine yabancılaştıran güzellik ve mükemmellik algısı

Sosyal medya kahve

Evet, orada herkes çok güzel! Herkes çok bakımlı ve inanılmaz ama herkesin sabah uyandığı hali bile muhteşem. Herkes güne önce filtre kahveyle başlayıp sporunu yapıyor. İşte bu düzen bizi bazen kendimize yabancılaştırıyor. Eminiz ki çoğu zaman sizde sorguluyorsunuz; “Bugün hiçbir şey yapmaya hali olmayan sadece ben miyim?” diye. Hayır! Sadece siz değilsiniz. Bizler de varız. Tam yanınızdayız ancak bunu göstermemeyi tercih ediyoruz görüntülü günlüklerimizden.

5. Sosyal medyaya girmediğin her an bir şey kaçırıyormuş hissi

Sosyal medya kullanımımız hakkında

 Yazımızın bu kısmında sizlere önce bir tavsiyemiz olacak, aslında bir isteğimiz olacak desek daha doğru olur. Evet, önce hepinizden Instagram hesaplarınıza girmenizi ve istatistikler kısmına girip, Instagram’da geçirdiğiniz günlük vakti incelemenizi istiyoruz. Eminiz ki, çıkan sonuca çok şaşıracaksınız. Bir çoğunuz; “ne var ne yok, bir bakayım” diye sık sık girdiği Instagram hesaplarında, bu kadar vakti nasıl geçirdiğini fark ettiğinde büyük bir şaşkınlık yaşayacak.

Gün içerisinde hemen hemen hepimiz için bir alışkanlık oldu çünkü “sosyal medyada ne var, ne yok” diye bir bakıp çıkmak. Sosyal medya hesaplarımıza girmediğimiz her an artık bir şeyler kaçırıyor gibi bir hisse kapılır olduk. 

6. Herkes tarafından “Beğenilme” kaygısı

Sosyal medya kaygısı

Evet, maalesef bu durum artık hepimizde bir kaygıya dönüştü. Önce hesabımızdan bir ya da birkaç tane fotoğraf paylaşıyoruz sonrasında fotoğrafımızı beğenenlere bakıyoruz hemen ardındansa fotoğrafı kimler beğenmemiş diye zihnimizde filtreleyip; beğenmeyen yakınlarımıza karşı içten içe bir fikir yürütüyor, bir de kendimizce onlara karşı cephe alıyoruz.

Hatta intikam istiyoruz ve onların paylaşacağı bir sonraki fotoğrafı dahi beğenmiyoruz. Çünkü orası artık sosyal bir mecradan çok ‘er meydanı’ gibi sanki ve bu er meydanında bizleri yakınlarımız kesinlikle beğenmeli diye düşünüyoruz.

Bugün sizler için hazırladığımız bu makalemizde, kullandığımız sosyal medya hesaplarımızın aslında zaman içinde bizleri nasıl kullanmaya başladığını yazmak istedik. Umuyoruz ki, sizlerde kendinizden bir çok şey buldunuz bu makalede… Görüşmek üzere! 🙂

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0