Çağımızın Vebası: Oyun Bağımlılığı Hakkında Bilgiler!

Günümüzde bilimin ve teknolojinin gelişmesiyle bilgisayarlar da iyice gelişti. Bilgisayarların gelişimi ise daha iyi oyunların ortaya çıkmasını sağladı. Durum böyle olunca da 2000 doğumlu olan Z kuşağı, bilgisayarlar ve tabletlerle büyümeye başladı. Bu durum, bilgisayarlarla ilişkinin dozunu arttıranlar için bir oyun bağımlılığına dönüştü ve günümüzde oyun bağımlılığı, yeni jenerasyonu etkileyen en büyük tehlikelerden birisi haline geldi. Bu yazımızda oyun bağımlılığı nedir ve oyun bağımlılığı nasıl aşılır ona göz atacağız.

Oyun Bağımlılığı Nedir?

Henüz psikolojik olarak bağımlılık ya da hastalık olarak tanımlanmasa da oyun bağımlılığı temelde video oyunlarına olan aşırı bağlılıktır. Bu terim, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kabul edilmiştir. Bağımlı olan insanlar, bilgisayarda yer alan tüm oyunlara karşı aşırı reaksiyon göstermektedir. Ancak bağımlılık kişiyi hem psikolojik hem de fizyolojik olarak etkilemektedir. Aşağıdaki belirtilerden en az 5’i ya da daha fazla kişide yer alıyorsa o kişi, oyun bağımlılığı belirtileri taşıyor demektir.

  • Video oyunlarına ciddi bir düzeyde kafa yormak (günün 12 saatinden fazla).
  • Oyunlardan uzak tutulduğu zaman kendini kötü hissetmek ve depresyon belirtileri göstermek.
  • Oyun oynamayı, kendini iyi hissetmek için bir araç olarak kullanmak.
  • Kendini engellemeye çalışsa da oyun oynama isteğine karşı koyamamak.
  • Eskiden severek yaptığı işleri artık yapmayı istememek, görevlerini ve sorumluluklarını aksatmak.
  • Okulda ve iş yerinde oyun nedeniyle sorunlar yaşamak ya da okulunu, işini aksatmak (oyun oynamak için devamsızlık yapmak).
  • Oyun oynama süresini ailesinden ve çevresindeki insanlardan gizlemek (aşırı oyun oynadığını inkar).
  • Oyun oynamaktan dolayı eğitim, iş ve diğer fırsatları kaçırmak ya da sosyal ilişkilerini oyunlara tercih etmek.

Oyun Bağımlılığı Yoksunluğu Nedir?

Oyun bağımlılığı

Kişi, oyun oynamak istediği anlarda bir şekilde oyunlardan uzak kalırsa (ya da tutulursa) kişide yoksunluk belirtileri başlar. Bu belirtiler çocuklarda farklı, yetişkinlerde farklı belirtiler olarak meydana gelebilir. Çocuklardaki belirtileri; ağlama krizleri, kendini odaya kapatmak, okula gitmeyi reddetmek, sosyal ilişkilerden uzak durmak, depresyona benzer duygu durum değişiklikleridir. Yetişkinlerde ise oyun bağımlılığı yoksunluğu daha farklı nüans eder. Kişilerde; diğer işlere olan isteksizlik, işe gitmeyi reddetme, sosyal aktivitelerden zevk alamama, sosyalleşmeyi reddetme, sigara bağımlığına benzer olarak stres, gerginlik ve hırçınlık belirtileri yoksunluğun neden olduğu durumlardır.

Oyun Bağımlılığının Yarattığı Sonuçlar Nelerdir?

Kişi uzun süre oyun oynarsa ve yukarıdaki belirtilerden en az beş tanesini gösteriyorsa oyun bağımlısı olabilir. Bu durumun uzun süre devam etmesi ise başta fizyolojik olmak üzere psikolojik, akademik ve sosyal anlamda kişinin zor durumda kalmasına neden olur. Kişiler, uzun süre oyun oynadıklarında yorgunluk, karpal tünel sendromu, migren, göz hastalıkları, hijyenik sorunlar gibi belirtiler meydana gelmeye başlar. Karpal tünel sendromunda kişiler, ellerde uyuşma ve karıncalanma hissetmeye başlarlar. Durum ilerlerse ellerde yoğun bir ağrı, kuvvetsizlik ve beceri kaybı meydana gelir. Bu durum ilerlemeye devam ederse kalıcı fizyolojik sorunlara neden olabilir.

Oyun Bağımlılığının Yarattığı Sonuçlar Nelerdir?

Ek olarak kişiler oyun oynamayı, yemek yeme ve uyuma gibi gerekli eylemlere tercih ederler. Bu durumda başta uyku bozuklukları olmak üzere; kilo sorunları, stres bozukluğu, anksiyete, yorgunluk ve depresyon gibi sorunlar meydana gelir. Kişi sosyal yaşam yerine oyun oynamayı tercih ederek toplumdan soyutlaşır ve özellikle de ergenlerde gelişimsel sorunlar ortaya çıkar. Ek olarak uzun süre bilgisayar veya telefonla oyun oynayan kişiler postür bozukluklarına (kifoz, skolyoz, boyun düzleşmesi vs) yakalanma olasılıkları diğer insanlara göre en az 5 kat artmaktadır.

Oyun Bağımlılığı Nasıl Aşılır ve Tedavi Süreci Nasıl İşler?

Bağımlı kişiler ve aileleri, birlikte çalışarak bu sorunu atlatabilir. İlk olarak oyun oynama sürelerini, fark edilmeyecek kadar kısa sürelerle kısaltmak gerekir. Kişi günde 10 saat oynuyorsa ilk gün 30 dakika kadar kısıtlama yapılabilir. Mutlaka oyun bitmeden birkaç el (ya da 1 saat öncesinden) kişiye sürenin dolmak üzere olduğunu belirtin. Kişi, bir anda sürenin bittiği bilgisini alırsa kalkmayı reddedecektir.

Aileler, çocuklarıyla (özellikle de 12-18 yaş arası ergenlerle) daha fazla vakit geçirmeli ve çocuklarını sportif faaliyetlere yönlendirmelidir. Çocuklara gerekli zaman ayrılmalı ve ailecek; piknik, tiyatro, sinema ve gezi gibi faaliyetler düzenlenmelidir.

Oyun oynama araçlarını (konsol, bilgisayar, telefon, tablet vs) mutlaka odanın dışında tutmanız gerekir. Böylece kişiler oyun oynadıkları sırada kendilerini odalarına kapatmazlar ve odayla bir bütünleşik ilişki kurmamış olurlar. Tıpkı yatakta yemek yemenin uyku sorunlarına yol açması gibi (yatağın uyku dışında amaçlarla kullanılması nedeniyle) yatakta oyun oynamak da yatağın uyku dışındaki amaçlarla kullanılmasına neden olur. Bu durum çocuğun uyku sorunlarına yakalanmasına ve geceleri kalkıp oyun oynamasına neden olur. Özellikle gelişimin en hızlı olduğu ergenlik döneminde bu durum çocuğun hem bilimsel hem de duygusal gelişimini engeller.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.